ISTANBUL
İstiklal Caddesi Hıdivyal Palas
No: 231 Kat: 4 Oda: 65-70 Beyoğlu
Tel: (212) 252 74 25
Faks: (212) 252 74 28
E-posta: biz@overteam.com

Haritada göster

BODRUM
Kubilay Sokak 3-1.C
Konacık Bodrum Muğla
E-posta: biz@overteam.com

Haritada göster

ufukBizim şirketin konuşulan numaraları vardır. Misal, kartvizitlerimizin arkasında numaralar basılıdır. Çekiliş numaraları. Her ay kartvizit verdiğimiz birilerine ufak tefek hediyeler veririz. Böylece kartvizitlerimizi atmazlar, birbirlerine gösterirler.

Ufuk’un, Ufuk Selçuk’un icadıdır.

Başvuru formumuz efsanedir. O kadar çok forward edilir ki bazan aynı iş yerinden 50, 60 kişinin başvurduğu olur. Ufuk’la beraber akıl ettik, yazdık.

Dünya Rakı Günü’nü uydurduk ya şirket olarak. Şimdi bütün Türkiye kutluyor. İlk fikir Ufuk’tan çıkmıştı.

Bir proje geliştirmiştik. Ufak.at adında. Uydurma haber yapacaktık. Domain sahibiyle filan yazışmış, anlaşmıştık. Bir başlasak devamını getirecektik. Sonra Zaytung çıktığında çok sevmiştik ve Zaytung şerefine bira içmiştik.

İlk olarak ideefixe.com’da tanışmış ve epey beraber çalışmıştık. Prof. Fikri Sabit müstearıyla köşe yazardı. Efsaneydi. Hatta ben onunla, daha doğrusu onun sanal karakteri Fikri Sabit’le bir söyleşi yapmıştım ve Virgül Dergisi’nde yayınlanmıştı. Sene 2000 idi sanırım.

Hem yetenekli yazarlarla çalıştım hem de çok yazar tanıdım. Ufuk, bu hayatta gördüğüm en yetenekli birkaç kişiden birisiydi. Şöyle söyleyeyim, azıcık daha az tedirgin bir herif olsaydı, biraz daha geç bezseydi elindeki işten çoktan Ahmet Hamdi Tanpınar 2.0’dı. Abartmıyorum.

Hep planladı yazmayı. Harikulade roman kurguları yaptı. Anlatırken heyecanlandı. Başladı. Hiç bitirmedi.

Ufuk, ilkeli, namuslu, biraz hayalperest, biraz eski kafalı bir komünistti. Kendisine münhasır komplo teorileri üretir, sonra inanırdı onlara. Bir konuşurdu, sanırdınız Perinçek başbakan olmak üzere ve AB bir kaç aya dağılıyor. Asla anlatamazdınız bunun mümkün olmadığını.

Çok çok iyi birisiydi. Elinden gelen bir iyiliği ertelemez, hemen yapardı. Çaktırmadan yapardı. Yaptığı an unuturdu. Yorucuydu. Arkadaşlık etmesi zordu. Vazgeçmesi imkansızdı. Varlığı hafakanlar bastırabilirdi. Yokluğu muhakkak özletirdi.

İşten ayrılırken çok kalbimi kırmıştı. Uzun zaman dargın kaldım ona. Merak da ettim tabii ki. Neticede Ufuk birisini üzmüşse kendisini üç kat üzmüştür zaten. Gezi’de karşılaşmış, sarılmış, birbirimize Gaviscon sürmüş, barışmıştık. Gözleri parlıyordu. Aksayan ayağıyla Barbaros’a çıkan sokaklarda koşuşturmuş, Abbasağa’da soluklanmıştık.

Dünya güzeli bir kızı var: Asya. Benimle dalga geçmişti peşinden İlyas ve Samed isimlerini koyunca oğullarıma. Toplamı Selvi Boylum Al Yazmalım oluyor.

Oyuncuydu ve komikti de Ufuk. Asya minicikken Beyoğlu’na çıkarmıştı onu bir yılbaşı. Asya çok etkilenmişti, heryer rengarenk, ışıl ışıl: “Ben senin için yaptım” demişti kızına. Kızının gözleri parlamıştı.

Ufuk Selçuk dün gece ölüvermiş.

Elimden üzülmek ve kızmaktan başka bir şey gelmiyor bu sefer.